şişmanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şişmanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2009 Pazartesi

Sağlıklı Zayıflama Diyeti

diyet yapan kadın

Diyet yaparken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, diyet listenizin sağlıklı kilo vermenize yardımcı olması gerektiğidir. Uzmanlar, 1 ayda 10 kilo verdiren diyetlerin hem sağlığınızı tehlikeye attığını hem de vücudunuzda deformasyona neden olduğunu önemle vurguluyor. Sağlıkla kilo verebileceğiniz diyet menüsü


Uyanınca,
1 bardak ılık suya bir tatlı kaşığı bal ve 12 damla limon suyu ekleyip için.

Kahvaltı,
Yarım simit
3 parmak dil peyniri
9 adet light yeşil ve siyah zeytin
Az miktarda doğal reçel
Üzerine kekik eklenmiş domates biber kavurması

Kahvaltıdan 3 saat sonra,
1 kase light yoğurt
1 avuç dolusu çilek ya da vişne
2 yemek kaşığı yulaf ezmesi
1 tatlı kaşığı tarçın
1 tatlı kaşığı bal
Tüm malzemeleri sırasıyla bir kasede karıştırıp yiyin.

Akşam Üstü,
1 avuç mürdüm eriği
12 adet antep fıstığı

Akşam,
1 orta boy beyaz etli balıktan yapılmış pilaki
Közlenmiş biber ve patlıcandan yapılmış bol limonlu az yağlı salata.
Bolca yeşillik ve taze soğan

Gece,
Limon Sorbe ya da iki küçük top limonlu dondurma

Notlar,

Akşam yemeğinizi çok geç saatte yemeyin.
Diyetinizle beraber egzersiz yapmayı ihmal etmeyin.


Balık pilaki diyet yemeği


Balık Pilaki

Balık hep sıcak yenir diye bir alışkanlığımız var. Oysa ki yaz günlerinde balığı soğuk da yiyebiliriz. Tarifini vereceğimiz balık pilaki, hem sindirimi kolay hem de lezzetli bir yemek. Özellikle Ege Bölgesinde çok tüketilen bu yemek, Egelilerin nasıl bu kadar genç ve sağlıklı kalabildiğinin anlamamız için yeterli.


Malzemeler,
1 kilo beyaz etli balık ( palamut, lüfer, levrek, istavrit olabilir.)
4 adet orta boy soğan
4 adet orta boy domates
5 adet sarımsak
1 demet maydonoz
1 çay bardağı zeytinyağı
1 limon
5-6 adet defne yaprağı
1 su bardağı su
Tuz
Bir avuç tane karabiber

Yapılışı,
1. Büyük balıklardan kılçıksız fileto çıkarıp büyük parçalar halinde kesin.
2. Soğanları salata soğanı gibi halka doğrayıp tavaya koyun. (isterseniz taze soğan kullanın.)
3. Yağda soğanları hafif öldürün.
4. Domatesin kabuklarını soyup, fındık büyüklüğüne doğrayın ve soğana ilave edin.
5. Maydonozu yıkayıp ince ince kıydıktan sonra tuz ve kara biberle beraber tavaya ekleyin.
6. Tavadaki malzemeleri bir iki kez karıştırın.
7. Sarımsakları soyup küçük küçük doğrayarak karışıma koyun.
8. Yayvan bir kaba bu sosun yarısını koyup balıkları yerleştirin.
9. Sosun kalan kısmını balıkları tamamen örtecek şekilde üstüne dökün.
10. Aralara 5-6 adet defne yaprağı koyun.
11. Üzerine 1 su bardağı suyu ve limon dilimlerini koyun.
12. Balıkları fırında ya da ocakta ağzı kapalı şekilde suyunu çekene kadar pişirin.

9 Ocak 2009 Cuma

Yeni yıl diyetiyle yenilenin


















Bu diyette günlük menü diyet süresince aynıdır, tavsiye edilen diyet süresi 1-2 haftadır.

Sabah : 1 ince dilim ekmek, 20 gram peynir, 1 domates, 1 salatalık.

Kuşluk : 1 porsiyon meyve

Öğle : 1 yağsız tost, 1 ayran, yağsız salata.

İkindi : 1 porsiyon meyve

Akşam : 4 yemek kaşığı sebze, 2 ızgara köfte (60 gram kadar) veya 100 gram tavuk, 1 çay bardağı yoğurt, salata.

Gece : 1 porsiyon meyve.

4 Ocak 2009 Pazar

Şişmanlık ve İyi Olma Sendromu

ImageBaşkalarına sürekli hediye almak, kendi isteklerini ikinci planda tutmak, etrafındakilerin sevgisini kaybetmemek ve yalnız kalmamak uğruna hep uyumlu insan olmaya çalışmak iyi olma sendromunun bazı belirtileri olabilir. Vücut ağırlığı normalden fazla olan kişilerde de görülebilen “iyi olma sendromu” aslında özgüven eksikliğine bağlı olarak görülebilmektedir. Vücut ağırlığı görünen sebeptir.

Her kendine güveni az olan kişi gibi, dış görüntüsünden memnun olmayan kişiler de kendilerini kabul ettirmek için zaman zaman fazladan çaba gösterme ihtiyacı hissederler. Fazla kilolarını adeta özür dilenmesi gereken bir durummuş gibi görerek öyle davranma eğiliminde olabilirler.


Fazla kilolu veya obez bazı kişiler dış görüntülerini insanların onları sevmemesi ya da kabul etmemesi için bazen geçerli bir sebepmiş gibi düşünebiliyorlar ve ardından da, normal koşullarda olacağından çok daha iyi davranabiliyorlar. Normalde verecekleri tepkileri vermeyip öfkelerini, kırgınlıklarını, kızgınlıklarını, hüsran ve hayal kırıklıklarını karşısındakini kaybetmemek uğruna dile getirmeyebilirler. Ne yazık ki bu duyguları bastırmanın onlara nasıl zarar verdiğini ve onlara daha fazla kilo olarak döndüğünü de farketmezler. İfade edilemeyen duygular herkeste olabileceği gibi onlarda da yemek yeme dürtüsüne yol açarak sağlıksız bir fazla yeme durumuna sebep olur. Rahatsız edici ortamda gülümseyerek ve alttan alarak geçiştirilen durum, yalnız kalınca yemeğe saldırma tepkisine dönüşür.

En yaygın örnek kilolu kişilerin etraflarındaki insanların sürekli kilolarıyla ilgili yorum yapmaları veya soru sormalarından rahatsız olmalarına rağmen kibarca cevap vermeye çalışmalarıdır. Dolayısıyla insanlar rahatsızlık verdiklerini bilmeden, kendilerince iyi niyetle ısrarla soru sormaya ve yorum yapmaya devam ederler. Halbuki “zayıflamışsın”, “kilo vermiş görünüyorsun” gibi genellikle iltifat kategorisinde görülen cümleler bile çoğu zaman duymak istemedikleri cümlelerdendir. Ama bunu ifade etmedikleri sürece duymaya devam etmeleri kaçınılmazdır. Bu döngüyü bir noktada kırmaları ve kendilerine zarar vermektense karşılarındakine ne hissettiklerini bildirmeyi tercih etmeye başlamaları gereklidir.

Bir başka çok karşılaşılan durum ise sürekli hediyeler vermektir. Karşılarındaki insanı mutlu etmek uğruna bazen kendilerini yıpratabilir dış görünüşünden memnun olmayan kişiler. Bu iyi niyetleri genellikle sömürüye açıktır. Ve sonucunda hediyelere rağmen uzaklaşan kişiler geride yine kırgın, kullanılmış hisseden ama bunu dile getirememiş ve aynı döngüye giren insanlar bırakırlar.

Başkalarına gösterdiğimiz özeni öncelikle kendimize göstermeyi, başkalarina hediye aldığımız kadar kendimize hediye vermeyi öğrendiğimiz zaman daha mutlu bireyler haline gelebiliriz.

“Iyi olma sendromu” ile vucut agirligi arasindaki baglanti dogrudan degildir, bu durumun asil olusma sebebi kendine guven eksikligidir. Kendine guven eksikligi yasayan kisilerin bir kisminda kendini kabul ettirebilmek, sevdirebilmek icin insanlara iyi davranmasi gerektigi yanilgisi dogabilir. Ancak burdan her vucut agirligi fazla olan kisinin kendine guven eksikligi oldugu, ya da her kendine guven eksikligi olan kisinin bu sekilde bir inanis gelistirdigi sonucuna varilmamalidir.

19 Aralık 2008 Cuma

İşte başarılı diyetin sırları

İşte başarılı diyetin sırları

Diyet yapmak zahmetli ve psikolojik hazırlık gerektiren bir süreç. En önemlisi de eş, aile ve yakın çevrenin desteği gerekiyor. Diyetine uyan, ailesinden de destek gören bireyler ideal kilolarına beklenen sürede ve sağlıklı bir şekilde ulaşıyorlar.


Ailesinden destek görmeyen obezite hastalarının özgüveni azalıyor ve içe kapanık yaşıyor. Ailesinden psikolojik destek görmediği halde kilo verme çabasında olanlar ise diyetlerine uydukları halde başarısız olabiliyor. Aynı durum zayıf olan ve normal kiloya ulaşmak isteyenler için de geçerli.

Özel Selçuklu Hastanesi Diyetisyeni Mevra Çimili, diyet programları sürecinde insanların kendi çabası kadar aile ve yakın çevre desteğinin de önemli olduğunu ifade ediyor.

Beslenme konusunun psikolojik yönü de olduğunu vurgulayan Diyetisyen Çimili, şişmanlık ve zayıflığın asıl nedenlerinden birinin de psikolojik sorunlar olduğunu dile getiriyor.

Huzursuz ve mutsuz kişilerin sorunlardan kaçmak ya da kendini oyalamak için aşırı derecede ve sık sık yemek yediklerini bildiren Çimili, aynı sorunlarla karşılaşan bazı kişilerin ise iştahlarının kapanıp yemek yiyemediklerini kaydediyor.

Mutsuz kişilerin genellikle günün büyük bir kısmını mutfakta bir şeyler atıştırarak geçirdiğini veya hızlı yemek yediğini söyleyen Çimili, "Bu kişiler yemek yerken başka şeylerle uğraşabiliyor. Gece kalkıp yemek yiyebiliyor ve bunu ertesi gün hatırlamıyor. Bütün bunlar göz ardı edilmeksizin şişmanlık ve zayıflığın altında yatan psikolojik sorunlar çözülmeli daha sonra zayıflama ya da kilo alma işlemine geçilmelidir. Bu konuda da bir diyetisyene başvurulmalı, kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmemelidir." diye uyardı.

Diyete başladıktan sonraki en önemli aşamanın aile ve yakın çevre desteği olduğunu anlatan Çimili, şunları kaydetti: "Özellikle obezlikle mücadele eden hastalara aile ve yakın çevre desteğini esirgemektedir. Zaten aynalarla barışık olmayan bireyler, ideal kiloya ulaşma süreci desteklenmediği için erken pes ediyorlar veya yarım bırakıp, başarısız sonuçlarla karşılaşıyorlar."

Ailesinden destek görmeyen obezite hastalarının kendilerine güveninin azaldığını ve içe kapanık bir yaşam tarzı benimsediklerini aktaran Çimili, şöyle devam etti: "Bu durum ideal kiloya ulaşma sürecini daha da zorlaştırır. Sosyal bir mesele olan bu sorun, uzmanlar, hasta ve hasta yakınlarının birlikte göstereceği çabayla aşılabilir."

En çok eşi, ailesi ve yakın çevresinden psikolojik destek alan obezite hastalarının başarı sağlayabildiğine işaret eden Çimili, "Ailesinden psikolojik destek görmediği halde kilo verme çabasında olanlar, diyetlerine uydukları halde hiçbir başarı elde edememe durumu ile karşılaşılabilir. Fakat diyetine uyan, ailesinden de destek gören bireyler ideal kilolarına beklenen sürede ve sağlıklı bir şekilde ulaşırlar. Aynı konu zayıf olan ve normal kiloya ulaşmak isteyen bireyler için de geçerlidir." ifadelerini kullandı.

Diyet uygulamanın meşakkatli olduğunu hatırlatan Çimili, sağlıklı gıdalarla uygun kaloride beslenme ve uygun fiziksel aktiviteyle birlikte bireyin moralinin de önemli olduğuna dikkat çekti.

Zayıf görünmenin sırrı çözüldü

Zayıf görünmenin sırrı çözüldü

Dikey çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiğine dair kanaatin doğru olmadığı ortaya çıktı.

İngiliz Bilim Derneği'nin düzenlediği bilim festivalinde sunum yapan York Üniversitesi'den psikolog ve görsel algı uzmanı Peter Thompson, bu anlayışın bilimsel bir temeli olmadığını kaydetti.

İngiliz The Independent gazetesi, yatay çizgilerin insanları şişman göstermediğini yazdı. Dr. Thomson'un iddialarını sayfalarına taşıyan gazete, "Aslında yatay çizgili giysilerin insanları zayıf gösterdiği ortaya çıktı." dedi.

Thomson, dikey çizgili giysilerin insanları şişman gösterdiğine dair kanaatin yanlış bir algı olduğunu söyledi. Thomson yaptığı araştırma sonucunda dikey çizgili giysiler giyen insanların, yatay çizgili giysiler giyenlere göre yüzde 6 oranında daha geniş gözüktüğünü belirledi. 20 kişi üzerinde araştırma yapan Thomson, "Yatay çizgili giysiler sizi şişman göstermez. Aslında dikey çizgili giyenler, yatay çizgili giysiler giyenlere göre daha şişman gözüküyor. " dedi. Thomson, dikey çizgili giysilere dair inancın nereden kaynaklandığını bilmediğini söyledi.

"Zayıf görünmek isteyen kadınlar ne yapmalı?" sorusu karşı Thomson, "Siyah giymek güzeldir. Üzerinde birkaç yatay çizgi bulunan siyah kıyafetler giysinler." tavsiyesinde bulundu.