Vücut ağırlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vücut ağırlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2009 Pazar

Şişmanlık ve İyi Olma Sendromu

ImageBaşkalarına sürekli hediye almak, kendi isteklerini ikinci planda tutmak, etrafındakilerin sevgisini kaybetmemek ve yalnız kalmamak uğruna hep uyumlu insan olmaya çalışmak iyi olma sendromunun bazı belirtileri olabilir. Vücut ağırlığı normalden fazla olan kişilerde de görülebilen “iyi olma sendromu” aslında özgüven eksikliğine bağlı olarak görülebilmektedir. Vücut ağırlığı görünen sebeptir.

Her kendine güveni az olan kişi gibi, dış görüntüsünden memnun olmayan kişiler de kendilerini kabul ettirmek için zaman zaman fazladan çaba gösterme ihtiyacı hissederler. Fazla kilolarını adeta özür dilenmesi gereken bir durummuş gibi görerek öyle davranma eğiliminde olabilirler.


Fazla kilolu veya obez bazı kişiler dış görüntülerini insanların onları sevmemesi ya da kabul etmemesi için bazen geçerli bir sebepmiş gibi düşünebiliyorlar ve ardından da, normal koşullarda olacağından çok daha iyi davranabiliyorlar. Normalde verecekleri tepkileri vermeyip öfkelerini, kırgınlıklarını, kızgınlıklarını, hüsran ve hayal kırıklıklarını karşısındakini kaybetmemek uğruna dile getirmeyebilirler. Ne yazık ki bu duyguları bastırmanın onlara nasıl zarar verdiğini ve onlara daha fazla kilo olarak döndüğünü de farketmezler. İfade edilemeyen duygular herkeste olabileceği gibi onlarda da yemek yeme dürtüsüne yol açarak sağlıksız bir fazla yeme durumuna sebep olur. Rahatsız edici ortamda gülümseyerek ve alttan alarak geçiştirilen durum, yalnız kalınca yemeğe saldırma tepkisine dönüşür.

En yaygın örnek kilolu kişilerin etraflarındaki insanların sürekli kilolarıyla ilgili yorum yapmaları veya soru sormalarından rahatsız olmalarına rağmen kibarca cevap vermeye çalışmalarıdır. Dolayısıyla insanlar rahatsızlık verdiklerini bilmeden, kendilerince iyi niyetle ısrarla soru sormaya ve yorum yapmaya devam ederler. Halbuki “zayıflamışsın”, “kilo vermiş görünüyorsun” gibi genellikle iltifat kategorisinde görülen cümleler bile çoğu zaman duymak istemedikleri cümlelerdendir. Ama bunu ifade etmedikleri sürece duymaya devam etmeleri kaçınılmazdır. Bu döngüyü bir noktada kırmaları ve kendilerine zarar vermektense karşılarındakine ne hissettiklerini bildirmeyi tercih etmeye başlamaları gereklidir.

Bir başka çok karşılaşılan durum ise sürekli hediyeler vermektir. Karşılarındaki insanı mutlu etmek uğruna bazen kendilerini yıpratabilir dış görünüşünden memnun olmayan kişiler. Bu iyi niyetleri genellikle sömürüye açıktır. Ve sonucunda hediyelere rağmen uzaklaşan kişiler geride yine kırgın, kullanılmış hisseden ama bunu dile getirememiş ve aynı döngüye giren insanlar bırakırlar.

Başkalarına gösterdiğimiz özeni öncelikle kendimize göstermeyi, başkalarina hediye aldığımız kadar kendimize hediye vermeyi öğrendiğimiz zaman daha mutlu bireyler haline gelebiliriz.

“Iyi olma sendromu” ile vucut agirligi arasindaki baglanti dogrudan degildir, bu durumun asil olusma sebebi kendine guven eksikligidir. Kendine guven eksikligi yasayan kisilerin bir kisminda kendini kabul ettirebilmek, sevdirebilmek icin insanlara iyi davranmasi gerektigi yanilgisi dogabilir. Ancak burdan her vucut agirligi fazla olan kisinin kendine guven eksikligi oldugu, ya da her kendine guven eksikligi olan kisinin bu sekilde bir inanis gelistirdigi sonucuna varilmamalidir.

Fazla Kilolu Olmak Baskısı

kilolu.jpgVücut ağırlığınız, sizi diğerlerinden biraz daha yuvarlak görünümlü hale getiren bir durumda bile olsa bu sizi zayıflama endüstrisinin bir hedefi haline getirebilir. Birden medyadaki bütün kilo vermeye dair reklamlar size yönelikmiş gibi gelmeye başlar. Fazla kilolarınız olması veya şişman olmanız konusundaki farkındalığınız bu reklamları her şeyden fazla görmenize neden olur. Toplum şişman olmanın normal bir durum olmadığını ve bunun hiç istenmeyen bir durum olduğunu net bir şekilde ifade etmiştir. Küçük çocuklar bile daha okul günlerinin başından itibaren arkadaşlarının alaylarına maruz kalırlar.

Zenciler, eşcinseller, farklı dinlere mensup kişiler ve başka azınlıklar zaman zaman toplumda ayırımcılıkla karşılaşırlar. Şişman insanların karşılaştığı ayırımcılık daha bile fazladır belki ama çok daha belirgin olmayan bir şekilde yapılır. Diğerlerine göre daha çekici ve zayıf olan kişilerin daha şişman olan birisi işe daha uygun olsa da işe alındıkları ispatlanmış bir gerçektir. Sosyal durumlarda insanlar kilolu kişilerden kaçınırlar.

Peki, ama bu sosyal baskının sonucu ne oluyor? Böyle baskı altında olmak kilolu insanlara yardımcı mı oluyor? Elbette ki hayır. Kilo almanın özellikle obezitenin temelinde genetik kalıtımın yanı sıra duygusal yemenin olduğu düşünülürse bu baskı kilo sorunu olan kişilere iyi etki yapmıyor. Kabul göremediklerinin farkında olarak hissettikleri olumsuz duygular onları daha çok yemeğe yönlendirebiliyor. Yedikçe daha çok kilo alıyor, suçluluk ve pişmanlık duygularına kapılıyor, toplumun baskısını daha çok hissediyorlar. Ve bu kırılması gittikçe zorlaşan bir kısır döngü halini alıyor. Başka bir seçenek ise bu baskı sonucu kilo sorunlarının sağlıksız diyetlerle giderilmeye çalışması. Bu sağlıksız diyetler “başarılı” olursa kişi sağlığını yitiriyor, kalp sorunları, böbrek sorunları, halsizlik, kan değerlerinde bozulmalar ortaya çıkıyor. Bir de bu sağlıksız diyetler sonucu hem sağlığın bozulması hem de verilen kiloların fazlasıyla geri alınması durumu var ki bu en kötüsü.

Son zamanlarda meydana gelen olaylar medyanın ve halkın ilgisini bir süre için de olsa bu konulara çekti. Peki ama bunun etkisi ne kadar sürecek? Muhtemelen uzun değil. Yeni zayıflama merkezleri açılacak, insanlar yine kilo vermek için çeşitli sağlıksız yöntemlere sarılacak ve belki yıllarca yeni medyatik ölümler olmadığı sürece bu konular konuşulmayacak. Kilo sorunu olanlar utanarak, çekinerek, dışlanarak, küçümsenerek yaşamaya devam edecekler. Bu konuda her iki tarafa da düşen şeyler var. Kilo sorunu olan kişiler kilolarından önce özgüvenleri üstüne çalışmalı, dış görünümleri yüzünden onları yargılayan kişilerin buna hakları olmadığının farkına varmalılar. Kimse kimseyi sadece bu konuda değil hiçbir konuda yargılama hakkına sahip değil. Özellikle “güzellik” öylesine göreceli ve zamana endeksli bir kavram ki! Osmanlı İmparatorluğu zamanında haremdeki kadınlara eritilmiş tereyağı içirildiğini unutmayın. Çünkü o zaman da yağlı ve kıvrımlı vücudu olan kadınlar “güzel” idi. Şimdi empoze edilen bu yeni imaja, öğretilmiş değerlere kanmamak gerekiyor. Kilolu kişilerle karşılaştığınızda neler düşündüğünüzü ve neler hissettiğinizi bir tartın. Ve bunu yaptığınızda en küçük bir olumsuzluk fark ediyorsanız nedenini anlamaya çalışın ama en önemlisi bunların davranışınıza yansıyıp yansımadığına dikkat edin. Unutmayın ki sizin farkına bile varmadığınız bir bakışınız, surat ifadeniz, imalı bir lafınız veya “iyi niyet” ile söylenmiş bir sözünüz karşınızdaki insanda çok derin bir etki bırakıyor olabilir. Obezite gittikçe yaygınlaşmakta olan bir sağlık sorunu ve bu konuda tüm topluma görev düşüyor. Bu sağlık sorununa bir de psikolojik boyut eklenmesin.

Uzm. Psk. Tracy Kazmirci