enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2009 Pazartesi

1 Haftada En Fazla Kaç Kilo Verebilirim?

Her geçen gün yeni yeni diyetlerle karşılaşmaktayız. Bunların arasından gayet bilinçlice hazırlanmış olanlar olduğu gibi sadece dikkat çekmek için hazırlanmış olanlar da vardır. Bilinçlice hazırlanan diyet zaten kendisini haftalık verilebilecek kilo kaybı ile belli eder. Bu diyetler genelde haftada 0.5 - 1 kg. ağırlık kaybını doğru bulurlar. Bunların dışında öyle 'Mucize Diyet'ler çıkarılır ki haftada 3 - 4 hatta bazen 6 kilo bile verilebileceğini iddia ederler. Peki bu ne kadar mümkün? Hesaplayalım; bunu hep en iyi ihtimalleri göz önüne alarak yapacağız.


1) Her besin maddesinin vücuda kazandırdığı bir enerji değeri vardır. Bu protein ve karbonhidratların 1 gramları için 4 kalori iken, yağlar için 9 kaloridir. Öte yandan 7.000 kalorilik ekstra harcama ile 1 kilo kaybedilmektedir.

2) Her insanın günlük ihtiyacı olan bir kalori değeri vardır. 1.65 metre boylarında, 70 kilo ağırlığında yetişkin bir bayanın (yaklaşık olarak ideal kilosunun 12 kilo üstünde) günlük kalori ihtiyacı ortalama olarak 2.500 kaloridir.

3) Günlük yapılan egzersizlerle bu değeri 3.000 kaloriye kadar çıkarmak mümkün. Biz yine en iyi ihtimalleri göz önüne aldığımız için hadi diyelim ki bu bayan arkadaşımız günlük olarak 20 km. de yürüyüş yapsın! (Bu durum 1.200 kalorilik ekstra bir enerji harcaması yaratacaktır)


4) Yani günlük olarak egzersiz yapan ve bununla da kalmayıp 20 km. yürüyüş yapan bir bayanın günlük kalori ihtiyacı 4.200 kaloriye kadar çıkacaktır.

5) Hadi diyelim ki bu bayan arkadaşımız günlük 1.200 kalori içeren bir diyet uyguluyor olsun (burada bahsettiğimiz olanaksız bir şeydir. Çünkü günlük 20 km. yürüyen bir kişinin ayakta kalabilmesi icin en az 2.000 kaloriye ihtiyacı vardır. Ama biz yine 'en iyi ihtimalleri' göz önüne alacağımız için bunu mümkünmüş gibi kabul edelim).

6) Bu da demek oluyor ki; bu bayan günlük 4.200 - 1.200 = 3.000 kalori ekstradan enerji harcamaktadır. Bir haftada 3.000 x 7 = 21.000 kalori eder.
21.000 kalorilik enerji açığı ise 21.000 / 7.000 ? 3 kg demektir.

7) Yani günlük egzersiz yapan, 20 km. yürüyen ve 1.200 kalorilik bir rejim uygulayan bayan (ki böyle bir varlık dünyada yoktur!) haftada en fazla 3 kilo yağ yakabilir!!! (Bu değer 20 km. yürüyüşü hesaba katmazsak 1.8 kilo kadardır).

O halde bu sonuç ne demek oluyor? Hani haftada 6 kilo kaybedecektiniz? İşte burada o dramatik gerçek ortaya çıkıyor. Kaybedilen bu 6 kilonun büyük çoğunluğu vücut suyudur. Diyet yapayım derken sağlığınızdan oldunuz!!!

Peki gerçekten sağlığa zarar vermeden verilebilecek kilo kaybı ne kadardır? Bu değer haftalık 0.5 kg. ile 1 kg. arasındadır. Diyete başlamadan önce hedeflerinizi bu değere göre belirleyin. Sadece bu şekilde başarıya ulaşmak mümkündür.

Uzman Diyetisyen
M. Turgay KÖSE

21 Aralık 2008 Pazar

Öneriler ve ipuçları


Forma girmek ve formda kalmak için asağıdaki önerileri aklınızın bir kösesinde bulundurmayı ihmal etmeyin.

- Boş olduğunuz her andan popo kaslarınızı sıkıp bırakarak yararlanın. Karın kaslarınızı da çok derin nefes alıp vererek sıkılaştırabilirsiniz.

- Açlık hissinden kaçınmak ve enerjinizi korumak için her zaman tok karınla işe başlayın. Tıka basa dolu bir mideden söz etmiyoruz elbette! En erken iki saat önce yemek yemiş olmalısınız. Öğle vaktine yakınsa spordan önce galeta gibi hafif bir şeyler atıştırın ve 45 dakikadan uzun yürüyüşleriniz için biraz yanınıza almayı da ihmal etmeyin. Diyet ürünleri tercih edin.



- Su içmek için susamayı beklemeyin. Yanınızda bir şişe su bulundurun ve ara sıra sindiriminin daha kolay olması için küçük yudumlar alarak için.

- Hangi aktiviteyi seçmiş olursanız olun, ısınma hareketleriyle spora başlayın ve ritminizi kademeli olarak arttırın.

- Etkili olması için zaman geçtikçe mesela pazartesi koşularını her defasında daha uzun veya daha hızlı koşun. Bisiklet gezintilerini pedalları daha ağırlaştırarak ve daha uzun, daha yorucu parkurlarda yapın.

Nasıl giyinmelisiniz?

- İçinde kendinizi iyi hissettiğiniz kıyafetler seçin. Ne çok bol ne de çok dar olsunlar. Üstünüz için pamuklu tişörtlerden kaçının, ağırdırlar ve nemi çabuk emerler. Hava alan ve çabuk kuruyan kumaşları tercih edin. Altınıza bir eşofman giymek yerine likralı uzun veya kısa bir tayt seçebilirsiniz. Hiçbir zaman kalın giyinip çıkmayın.

- Hava serinse ince bir kazak giyinin ve ısındığınızda yanınıza aldığınız sırt çantanıza koyun.

- Sevdiğiniz aksesuvarları çıkarmayın fakat gereksiz ağırlık da taşımayın. Ne kadar tecrübesiz olursanız, o kadar büyük bir çanta taşırsınız.

- Kullanılmış spor ayakkabılar ya da tenis ayakkabıları seçmeyin, düşüp yaralanabilirsiniz. En iyisi hafif, ayağı saran koşu ayakkabılarıdır.

Yağmur yağarsa…

• Bu durumda daha az yağmur alan yerleri tercih etmelisiniz. Bir park yerine, ağaç dallarıyla örtülü bir orman; meydan yerine ara sokaklar doğru seçimler olacaktır.

• İlk çıktığınızda üşümemek için rüzgarı kesen Gore-Tex gibi malzemelerden yapılan ürünleri kullanın.

• Yağmura konsantre olmayın: Dışarı adımınızı attıktan sonra önemi kalmayacaktır. Hatta hoşunuza bile gidebilir.

18 Aralık 2008 Perşembe

Hayatınızın geri kalanında ne yemelisiniz?

Yaşlanmayı engelleyen, enerji veren, libidoyu arttıran, kalbi güçlendiren, kilo almanızı önleyen, yaş guruplarına göre düzenlenmiş beslenme planı…

20’Lİ YAŞLAR

Stresle mücadele yılları

Kadınlar, haftada 70 saat çalışmaları, geri kalan vakitlerinde de sürekli erkek arkadaş değiştirmeleri ve gece geç saatlere kadar barlarda eğlenmeleri nedeniyle, ilk depresyon belirtilerini 20'li yaslarda göstermeye başlıyor. Bunun faturası ise sadece zihne çıkmakla kalmıyor. Stres yüklü bir yasam tarzı genellikle şeker, yağ ve kaloriyle dolu yalapşap bir beslenme tarzına yol açıyor. Bu yüzden, vücudumuzun gerçek potansiyelinden de yararlanamıyoruz. 20'li yaşlar yeni kemikler geliştirmek için son sansın. Çünkü 30 yasına geldiğinde iskelet sistemin oturmuş oluyor. Kötü beslenme, sadece kemiklerinin gelişimini kısıtlamakla kalmayarak, bu dönemde ya da ileriki senelerde hastalığa yakalanma, kilo alma ve sinir rahatsızlığı geçirme riskinin artmasına da neden oluyor. Bütün bu olumsuz etkilere karsı mücadele etmek senin elinde: Beslenmene dikkat et.

30’LU YAŞLAR

Yağları eritme yılları

20’li yaşlarında, gece yarılarına kadar içtikten sonra bir büfeye gidip atıştırdığın şeyleri yakabilmeni sağlayan metabolizman artık yavaşlamaya başlıyor. Tartının gösterdiği rakam artmasa bile, elbisenin etiketinde yazan beden, büyük ihtimalle artmaya başlamıştır. American Journal of Clinical Nutrition'a göre, kilolarını korumayı başaran kişilerde bile, yağsız vücut kütlelerinin yerini, yıllar geçtikçe bir yağ kütlesi almaya başlıyor. Vücudun çeşitli yerlerinin sarkmaya başlaması, karşılaştığın tek tehlike değil. 30’lu yaşlardan itibaren her 10 yılda bir, sistolik tansiyon da dört puan yükseliyor ve eklemler sorun çıkartmaya başlayabiliyor, iyi haberlerimiz de var: Eski kuşakların yaşlanmanın bir parçası olarak kabul ettiği rahatsızlıkların sırtını yere getirebilirsiniz.

40’LI YAŞLAR

Hastalıklarla savaş yılları

Bugüne kadar, en olası ölüm sebebin sokakta yürürken kafana düŞen piyanoydu. Oysa artık kalp krizi ve kanser gibi ürkütücü kelimeler, kadınların karşılaştıkları önde gelen sağlık sorunları haline gelmeye başladı. 50'li yaslara yaklaştıkça, körlüğün en önemli nedeni olan makula dejenerasyonu gibi, ölümcül olmamasına rağmen ciddi sorunlar yaratan rahatsızlıklara yakalanma riski de artıyor. Üstelik 30'lu yaslarında kilo almamayı başarmış olsan bile, bel ölçünü kontrol altında tutmak, bu yaşlara gelindiğinde daha da zorlaşıyor. Çözüm: Vücudunun doğal düşmanlarına karsı önleyici bir savaş açmak. Silahların: Bir çatal ve bir bıçak.