23 Aralık 2008 Salı

Kabak Çekirdeği Zayıflatır mı?

Kabak Çekirdeği

Dönem dönem televizyonlarda bazı ünlülerin kabak çekirdeği yiyerek zayıfladığını duyuyoruz. Ünlülerin zayıflama haberlerini okuduktan sonra aklınızda “acaba gerçekten kabak çekirdeği zayıflatır mı?” sorusu canlanıyorsa, cevabı burada! Kabak çekirdeğinin 100 gramında 610 kalori vardır. Kabak çekirdeğini, ay çekirdeği ile kıyaslayacak olursak ay çiçeğinin 100 gramında 560 kalori vardır. Buna göre kabak çekirdeği, ay çekirdeğinden daha kalorilidir. Daha çarpıcı bir örnek verecek olursak; 100 gram kabak çekirdeği yediğinizde 9 dilim ekmek yemiş kadar kalori almış olursunuz.
Yani, kabak çekirdeğinin zayıflatıcı değil, şişmanlatıcı etkisi vardır.

Kızarmış Ekmek Zayıflatır mı?

Bazı diyet listelerinde kızarmış ekmek önerilir. İnanışa göre de kızarmış ekmeğin kalorisi düşüktür. Peki bu sorunun en net ve doğru cevabını uzmanından öğrenmek ister misiniz? Sorunun cevabı burada! Taze, bayat ya da kızartılmış ekmek arasında kalori farkı yoktur. Ekmeği kızarttığınız zaman ekmeğin suyunu almış olursunuz. Yani ekmeği kurutursunuz. Bilindiği gibi suda kalori olmadığından kızarmış ekmekte kalori azalması söz konusu değildir. Bu neden zayıflama diyeti uygulayanlar, eğer mönülerinde ekmek varsa, sevdikleri ekmek türünü tükebilirler.

21 Aralık 2008 Pazar

Altı günde forma girin


Biraz soluklanmak ve hafiflemek için, fitness uzmanı ve "sıkılaştırıcı" Karine Baillet tarafından hazırlanan outdoor bir reçete.

Pazartesi, öğle yemeği vaktinde koşu

Şehir dışında: Kendinize 2-3 kilometrelik bir parkur seçmekle işe başlayın. İlk 10 dakika boyunca koşmayın, kısa ve sık adımlarla yürüyün. Daha sonra 20 dakika boyunca koşun. Somut hedefler belirleyin. Örneğin 200 metre uzaklıktaki ağaca kadar yürüyeceğim, diğerine kadar yürüyüşümü tempolu hale sokacağım ve sonra koşacağım. Zaman ve mesafeyi aynı şekilde ayarlayarak bunu en az on kere tekrarlayın. Yeterince antrenmanlı olduğunuza inanıyorsanız, elektrik direği, ağaç gibi hedeflere doğru kısa ve tempolu adımlarla yürüyün ve diğer hedefe doğru hızınızı sürekli arttırın.



Şehirde: Bir parkı ya da az kullanılan yolları tercih edin. Hedefler bir bank, bir trafik levhası ya da bir sokak lambası olabilir. Spordan sonra: Kalçalarınızda ve bacaklarınızda kırıklık olmaması için 5 dakika daha yürüyün ve rahatlama hareketlerini uygulayın.

Bacak arkaları için: Bir ağaca (duvar da olabilir) yüzünüzü dönün ve ellerinizi gövdesine yaslayın. Bir bacağınızı öne doğru bükün diğerini gergin tutun. Topuğunuzu yerde tutarak ağacı hareket ettirmek istiyormuşsunuz gibi itin. 30 saniye boyunca bu pozisyonu koruyun. Daha sonra aynı hareketi diğer bacak için uygulayın. Gövdenizi yumuşak hareketlerle dizinize doğru eğin ve nefesinizi düzenli ve yavaş almayı ihmal etmeyin. Pozisyonunuzu 30 saniye koruyun ve bacağınız değiştirerek devam edin.

Salı sabahı, bisikletle gezinti

Şehir dışında: Bisikleti önce 5 dakika boyunca düz bir alanda sürün, sonra 30-40 dakikalık bir gezintiye çıkın. Vitesi düşürerek pedalların daha yavaş dönmesini sağlayın. Böylelikle kalbiniz daha çok çalışacak va dha az yorulacaksınız. Koltukta gergin oturmayın ve gidonu çok sıkı tutmayın. Vücudunuzun üst kısmını gevşek tutun ve bu zamanı karnınızı çekip iterek kaslanması için hareket ettirmekte kullanın.

Şehirde: Önce arabaların vızır vızır geçmediği, sakin bir yol bulun. Demin açıkladığımız yöntemle bisikleti sürün ve klabalık yollarda da konsantrasyonunuzu korumaya bakın.

Kalçalar için: Yine bir ağaca veya duvara karşı yüzünüz dönük haldeyken, tek elinizi destek almak için ağacın gövdesine yaslayın. Diğer elinizle ayak bileğinizden tutarak topuğunuzu kalçalarınızın hizasına ne kadar kaldırabiliyorsanız kaldırın. 30 saniye bu pozisyonda kaldıktan sonra bacak değiştirerek devam edin.

Kalçaların arkası için: Bir ağaç kütüğünün ya da bir bankın üzerine bir bacağınızı koyun, diğer bacağınız yere basılı kalsın.

Spordan sonra: Bacaklarınızı epey zorladınız, rahatlatmak için şu birkaç hareketi uygulayın:

Bacak arkaları için: Bisikleti düşük bir vitese alarak ayağa kalkın. Önce bir topuğu sonra diğerini kullanarak bisikleti yavaşça sürün.

Gevşemek için: Bir ayağınızı pedaldan çekip bacağınızı silkin. Aynısını diğer bacağınız için de uygulayın.

Çarşamba akşam üzeri roller veya trotinet

Şehir dışında: Kayılabilecek bir alan bulun. Asfaltı iyi olan bir yol, deniz kıyısında bir kaldırım uygun olabilir. 40 dakika boyunca zaman zaman bacak değiştirerek kayın. Rüzgara karşı bir direniş yaratmak için arada kollarınızı açık tutarak kayın.

Şehirde: Bir ırmağın kenarındaki yol boyunca ya da bir süper marketin otoparkında kayabilirsiniz.

Spordan sonra: Kaslarınızı gevşetmek için şu hareketleri uygulayın:

Roller için

• Karnınızı içeri çekip, kollarınızı ileriye doğru uzatabileceğiniz kadar uzatın ve öyle kayın. Düzenli nefes alıp vermeye devam edin.

• Kollarınızı öne doğru uzatıp bacaklarınızı bükün ve karnınızı içeri çekin. Sırtınızı kamburlaştırın ve pozisyonunuzu birkaç saniye koruyun.

• Bacaklarınızı rahatlatmak için, rollerlarınızı çıkartın ve pazartesi günü için önerdiğimiz germe hareketlerini yapın.

Trotinet

• Trotinetin üzerine bir bacağınızı koyun ve yavaş yavaş giderken diğerini kaldırıp havada tutun. Arada bacak değiştirin.

• Ara verdiğinizde pazartesi günü için önerdiğimiz hareketleri yapın.

Öneriler ve ipuçları


Forma girmek ve formda kalmak için asağıdaki önerileri aklınızın bir kösesinde bulundurmayı ihmal etmeyin.

- Boş olduğunuz her andan popo kaslarınızı sıkıp bırakarak yararlanın. Karın kaslarınızı da çok derin nefes alıp vererek sıkılaştırabilirsiniz.

- Açlık hissinden kaçınmak ve enerjinizi korumak için her zaman tok karınla işe başlayın. Tıka basa dolu bir mideden söz etmiyoruz elbette! En erken iki saat önce yemek yemiş olmalısınız. Öğle vaktine yakınsa spordan önce galeta gibi hafif bir şeyler atıştırın ve 45 dakikadan uzun yürüyüşleriniz için biraz yanınıza almayı da ihmal etmeyin. Diyet ürünleri tercih edin.



- Su içmek için susamayı beklemeyin. Yanınızda bir şişe su bulundurun ve ara sıra sindiriminin daha kolay olması için küçük yudumlar alarak için.

- Hangi aktiviteyi seçmiş olursanız olun, ısınma hareketleriyle spora başlayın ve ritminizi kademeli olarak arttırın.

- Etkili olması için zaman geçtikçe mesela pazartesi koşularını her defasında daha uzun veya daha hızlı koşun. Bisiklet gezintilerini pedalları daha ağırlaştırarak ve daha uzun, daha yorucu parkurlarda yapın.

Nasıl giyinmelisiniz?

- İçinde kendinizi iyi hissettiğiniz kıyafetler seçin. Ne çok bol ne de çok dar olsunlar. Üstünüz için pamuklu tişörtlerden kaçının, ağırdırlar ve nemi çabuk emerler. Hava alan ve çabuk kuruyan kumaşları tercih edin. Altınıza bir eşofman giymek yerine likralı uzun veya kısa bir tayt seçebilirsiniz. Hiçbir zaman kalın giyinip çıkmayın.

- Hava serinse ince bir kazak giyinin ve ısındığınızda yanınıza aldığınız sırt çantanıza koyun.

- Sevdiğiniz aksesuvarları çıkarmayın fakat gereksiz ağırlık da taşımayın. Ne kadar tecrübesiz olursanız, o kadar büyük bir çanta taşırsınız.

- Kullanılmış spor ayakkabılar ya da tenis ayakkabıları seçmeyin, düşüp yaralanabilirsiniz. En iyisi hafif, ayağı saran koşu ayakkabılarıdır.

Yağmur yağarsa…

• Bu durumda daha az yağmur alan yerleri tercih etmelisiniz. Bir park yerine, ağaç dallarıyla örtülü bir orman; meydan yerine ara sokaklar doğru seçimler olacaktır.

• İlk çıktığınızda üşümemek için rüzgarı kesen Gore-Tex gibi malzemelerden yapılan ürünleri kullanın.

• Yağmura konsantre olmayın: Dışarı adımınızı attıktan sonra önemi kalmayacaktır. Hatta hoşunuza bile gidebilir.

20 Aralık 2008 Cumartesi

Hangi yaşta ne yapmalı?

Hangi yaşta ne yapmalı? Serbest radikaller, hormonların azalması ve sağlıksız yaşam. Sağlıklı bir yaşlılık için bu üç faktöre karşı savaş açmanız gerekiyor.
Özellikle beslenme şeklinizde yapacağınız değişiklikler ve vitamin desteğiyle biyolojik yaşınızı değiştirmeniz mümkün.. Tabii spor yapmayı da ihmal etmeyerek.

20-30`lu yaşlar

Sağlıklı bir gelecek için önleminizi alın

Psikoloji: Hayat şimdi başlıyor! Eğlenmek ve hızlı bir tempoda yaşamak elbette sizin hakkınız! Ancak 20 - 30`lu yaşların, ileride oluşabilecek sağlık sorunlarının temelini oluşturduğunu da unutmayın! Dolayısıyla bu yaşlarda ideal kilonuzu koruyun, sigara içmeyin ve aşırı alkol almayın! Yani genç kalmak için sağlıklı yaşamdan vazgeçmeyin!

Beslenme ve vitaminler: İstediğiniz her türlü besini rahatlıkla yiyebileceğiniz yaştasınız. Ancak ileride herhangi bir sağlık problemiyle karşılaşmamak ve gençliğinizi korumak için dengeli beslenin. Serbest radikal denilen zararlı maddeler vücudumuzda yavaş yavaş hasarlara neden olmaya başlıyor bu nedenle uzmanlar antioksidanlara bu yaşlarda da ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca doğurganlık yaşına gelmiş tüm kadınların folik asit takviyesine başlamasını tavsiye ediyorlar. Günlük kalori ihtiyacının yüzde 55 - 65`inin karbonhidratlardan, yüzde 20 - 30`unun yağlardan ve yüzde 20 - 25`inin proteinlerden alınması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Ancak partide zayıf görünmek ya da son anda karar verdiğiniz tatilde bikininizi giyebilmek için şok diyetler uygulamaktan kaçının. Çünkü sıkı uyguladığınız diyeti bıraktığınızda, yağ depolama mekanizması daha da hızlı çalışarak bulabildiği tüm fazla kalorileri yağa çevirir.

Hormonlar: Testosteron ve kortizol gibi hormonlar, bilgi aktarımını sağlayan `ileti` maddeleridir. Vücudumuzdaki çeşitli bezlerden salgılanan bu hormonlar, kan dolaşımı aracılığıyla organlara ulaşıyor ve orada biyokimyasal reaksiyonlar oluşturuyor. Örneğin; stres gibi! Bu yaşlarda vücudunuz yeterli miktarda hormon salgılayabiliyor. Ancak 30 yaşını geçtikten sonra hormon salgılanmasında azalma görülüyor! Bunun sonucunda stres katsayısı artıyor ve vücudunuz serbest radikallere karşı etkin bir koruma sağlayamıyor.

Spor: Bu yaşlarda kazanacağınız `güç`, biyolojik yaşınızın temelini oluşturacak. Dolayısıyla her gün spor yaparak `kemik` ve `kas` kitlesini güçlendirmeye özen gösterin. Genç kalmanın ve sağlıklı yaşamanın yolu, düzenli olarak spor yapmaktan geçiyor. Çünkü egzersizler, büyüme hormonunun salgılanmasını sağlıyor. Sporu abartmak ise tam tersine yaşlanma sürecini hızlandırıyor. Uzmanlara göre; vücudumuza oksijen kazandıran, belirli bir sürede ve devamlılıkta yapılan, büyük kas gruplarını çalıştıran, nabzı hafif derecede yükselten ve sizi nefes nefese bırakmayan "aerobik " türü egzersizler yarar sağlıyor. Danstan yüzmeye, stepten bisiklete kadar pek çok sporu yapabilirsiniz.


30-40`lı yaşlar

Hormonlara dikkat!

Psikoloji: Soluk alacak zamanınız yok... Öyle ya, bir an önce kariyer sahibi olmalısınız! Ancak unutmayın ki, başarısızlık korkusu ve stres, zamanından önce yaşlanmanın en önemli faktörleri. O halde, kendinize zaman ayırın. Unutmayın, kendinize ayıracağınız zaman, stres nedeniyle yükselen kortizol değerlerinizin düşmesini de sağlar. (Kortizol, hücrelere ve metabolizmaya zarar vererek yaşlanmayı hızlandıran bir hormon.) Bunun en iyi yolu, zihin, beden ve ruhun bütünleşmesini sağlayan yoga ve meditasyon yapmak.

Beslenme ve vitaminler: Kırmızı eti haftada bir iki kez tüketmenizde bir sakınca yok; tabii yağsız bölgelerini! Besinlerde kilo aldıran unsur, ölçüsüz yenen yağlı yiyecekler ve basit şekerli gıdalardır. Ancak yağı tamamen kesmeniz veya çok azaltmanız da doğru değil. Tercihiniz zeytin yağı olmalı ve mümkünse pişirmeden tüketmelisiniz. Şeker kullanımını da önce yarıya, sonraları dörtte bire indirin. En önemlisi de hücrelerinizi serbest radikallerin zararlarından korumak için günde en az 5 kez sebze ve meyve yemeyi ihmal etmeyin! Sebzeleri mümkün olduğunca çiğ ya da az pişmiş olarak yiyin. Çünkü sebzeler pişirildiklerinde vitamin değerlerini yüzde 20 - 80 oranında kaybediyorlar. Brokoli, maydanoz ve su teresi sadece aklınızda değil, aynı zamanda sofranızda da bulunsun! Bu sebzeler, vücudunuzu toksinlerden arındıran etkiye sahip. Mutlaka kalsiyum içeriği yüksek olan gıdaları tüketmelisiniz eğer yapamıyorsanız kalsiyum içeren vitamin takviyeleri de kullanabilirsiniz. Eğer spor yapıyor ya da yoğun stres ortamında çalışıyorsanız, vücudunuzun halsiz kalmaması ve yıpranmaması için C ve E vitamini içeren multivitamin takviye edin; tabii bir sağlık uzmanına danışarak!

Hormonlar: 30`lu yaşlardan itibaren vücudumuz bir yandan serbest radikallerle başetmeye çalışırken diğer yandan yavaş yavaş başka bir olumsuzluk ortaya çıkıyor; hormon seviyesinin düşmesi! Bu yaşlarda, vücudumuzdaki çeşitli bezlerden salgılanan ve etkilerini çeşitli organlarla, sistemler üzerinde gösteren hormonlarımız, 30 yaşından sonra azalmaya başlıyor. Bu hormonlardan en önemlisi, `büyüme hormonu`. Büyüme hormonunun azalması, diğer hormonların da azalmasına ve organların iyi çalışamamasına neden oluyor. Ancak azalan hormonları yerine koymak için hemen hormon takviyesi gerekmiyor çünkü uzun süreli hormon kullanımlarının sonuçları hakkında hala net bilgiler yok bu nedenle öncelikle doğal yöntemler deneniyor. Örneğin; bazı günler akşam yemeklerini atlayarak, kas çalışmaları yaparak, ideal kilonuza ulaşarak, belirli bazı besinler ve vitamin takviyelerine öncelik vererek büyüme hormonunun seviyesini artırabilirsiniz.

Spor: Egzersizlerin olumlu etkilerini görebilmeniz için haftada en az 5 gün uygulamaya özen gösterin. Tabii spor yapmaya başlamadan önce mutlaka uzmanından bilgi almayı da ihmal etmeyin. Unutmayın, amacınız, aslında kilo vermek değil, yağ kilolarını kaybetmek. Yani kas kaybetmek değil, yağ kaybetmek. Her iki günde bir yarım saat ya da 45 dakika jogging yapabilirsiniz. Hafta sonları da iki saat bisiklete binebilir, yüzebilir, dans edebilir ya da yine jogging yapabilirsiniz.

40-50`li yaşlar

Beslenmenize özen gösterin

Psikoloji: Zaman hızla akıp gitti, değil mi? Bir de baktınız ki 40`lı yaşlara gelmişsiniz! Üstelik hâlâ çok gençsiniz ve istediklerinizi yapabilirsiniz. Hayata daha pozitif bakmak için meditasyon ve yoga yapın. Ayrıca kitap okumanın hücreleri canlandırdığını, ezber çalışmasının da beyninizde adeta jogging etkisi yarattığını biliyor muydunuz?

Beslenme ve vitaminler: Katı yağlardan ve kırmızı etten kaçının. Osteoporozdan korunmak için bol miktarda yeşillik ve kalsiyum içerikli vitaminler tüketin. Bu yaşlarda takviyeye ihtiyacınız var. Bunlar; C vitamini, E vitamini betakaroten, selenyum, koenzim Q - 10, üzüm çekirdeği ekstresi, sarmısak, omega 3 yağ asitleri gibi maddeler.

Hormolar: Modern bir kadın olarak, menopoz sonrası eksilen kadınlık hormonları östrojen ve progesteron`un takviyesine yabancı değilsiniz; yani Hormon Replasman Tedavisi`ne (HRT). Bu tedavinin amacı, östrojen ve progesteron kaybı nedeniyle oluşan kalp krizi ve osteoporoz riskini azaltmak, estetik açıdan yaşlanmanızı engellemek ve duygusal sorunlarınızın giderilmesine yardımcı olmak. Tabii ki HRT almak için mutlaka doktor gözetiminde olmalısınız. Olası göğüs kanseri riskine karşı her yıl mamografi çektirin. Her yıl düzenli olarak check-up`tan geçin.

Spor: Siz, bilinçli bir Formsante okurusunuz ve `Bu yaştan sonra spor yapılır mı?` düşüncesinin ne denli yanlış olduğunu biliyorsunuz. Sağlıklı yaşam ve kilo vermek için en iyi egzersiz, aerobik tarzda, yani vücuda oksijen kazandıran egzersizler. Uzmanlara göre, herkesin rahatlıkla uygulayabileceği en iyi egzersiz, yürüyüş yapmak! Dolayısıyla haftanın 5 günü yarımşar saat yürüyün.

Sıkı bir vücut için, bir sopa, bir merdiven

Sıkı bir vücut için, bir sopa, bir merdiven Fitness uzmanlarının tavsiye ettiği bu basit hareketleri, kendi evinizde yapabilir ve günde birkaç dakikanızı ayırarak kaybettiğiniz esnekliğinizi geri kazanabilirsiniz.
Üstelik sadece bir sopa ve bir merdivenle kazanacağınız esneklik sayesinde duruşunuz düzelecek, daha formda görüneceksiniz.

İsveç Merdiveni

Nedir? Tüm kas gruplarını çalıştıran İsveç merdiveni, duvara monte edilmiş, birbirine eşit aralıklarla sıralanmış ahşap sopa şeklinde basamaklardan oluşan özel bir merdiven. Ayrıca bazı hareketler sırasında destek almak için iki yanlara bağlanmış kalın ipler de bulunuyor. Hemen her spor salonunda bulunan bu basit aleti dilediğiniz takdirde ahşap işleriyle uğraşan bir atölyeye yaptırabilirsiniz.

Ne vaat ediyor? İnsan vücudu ne kadar esnekse fonksiyonları da o kadar iyi çalışır. İsveç merdiveni de genel kas gruplarını çalıştırdığı gibi omurları da açar ve vücuda esneklik kazandırır. Her yaş grbundan kişilerin uygulayabileceği bu egzersizlerle her gün 10-15 dakikanızı ayırarak formda ve dinç bir vücuda sahip olabilirsiniz.

1. Sarkma hareketi

Merdivene sırtınızı dönün, ilk basamağa basın. Ardından kollarınızı mümkün olduğunca yukarı kaldırın ve uzanabildiğiniz en sondaki basamağı tutun. Vücunudunuzdaki gerilmeyi hissedin. Birkaç saniye böyle durun ve rahatladığınızda ayaklarınızı basamaktan kaldırın, kendinizi aşağı sallandırın. Dayanabildiğiniz kadar (ortalama 1-3 dakika arası) durun.

2. Karın hareketi
Bir önceki harekette olduğu gibi, merdivene sırtınızı dönün, ilk basamağa basın. Ardından kollarınızı mümkün olduğunca yukarı kaldırın ve uzanabildiğiniz en sondaki basamağı tutun. Ardından ayaklarınızı basamaktan kaldırın. Dizlerinizi bükmeden, bacaklarınızı belinizle 90 derece açı yapana kadar yukarı kaldırın. 30-40 saniye bekleyin ve 5-10 kez tekrarlayın.


Sopayla yapılan egzersizler

Nedir? Sabah yataktan kalkar kalkmaz vücudumuzu esnetmek isteriz. Sabahları 10-15 dakikanızı ayırarak, sopayla yapılan esneme hareketleri güne daha zinde başlamanıza yardımcı olacak. Bu hareketleri yaparken evinizde bulunan herhangi bir sopayı kullanabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken tek şey; sopanın boyu, kolunuzu iki yana açtığınızdaki elde ettiğiniz mesafeden daha uzun olmalı.

Ne vaat ediyor? Yeterince egzersiz yapmadan gün boyu masa başında oturarak çalışıyorsanız, esnekliğinizi yitirmeniz oldukça kolay. Kasların esnekliğinde oluşan dengesizlikler duruş bozukluklarına, duruş bozuklukları da yanlış nefes almanya, enerji kaybına ve strese yol açıyor. Her sabah düzerli olarak esneme haraketleri yaptığınız takdirde kaslarınız tekrar eski haline geri dönecektir. Böylece duruşunuz düzelecek, daha dinamik ve enerjik olacaksınız.

1. Öne eğilme hareketi

Kollarınızı ve bacaklarınızı omuz hizasında açın. İki elinizle sopayı kavrayın. Dizlerinizi bükmemeye özen göstererek yavaş yavaş yere doğru eğilin. Hareketin ideali sopayı yere değdirebilmek. Ancak bunun için kendinizi zorlamayın. Eğilebildiğiniz kadar eğilin ve bu şekilde dayanabildiğiniz kadar yaklaşık 3-5 dakika arasında kalın. Bu hareket omuz, boyun, bel, kalça, dizüstü, dizaltı eklemlerini esnetiyor.

2. Omuz başı hareketi

Kollarınızı açarak sopayı bel hizasında tutun. Ardından dirseklerinizi bükmeden yavaşça sopayı yukarı kaldırın. Önden arkaya büyük bir daire çizer gibi, göğüs hizasına, başınızın üstüne ve vücudunuzun arkasına doğru sopayı hareket ettirin. Birkaç saniye bekleyin ve hareketi tersine tekrarlayarak sopayı vücudunuzun ön kısmına bel hizasına getirin. Bu hareketi 10-15 kez tekrarlayın. Omuz başlarınız ve omuzlarınız için oldukça faydalı bir hareket.

JaponyaDiyetetik Kongresinden Son Haberler

JaponyaDiyetetik Kongresinden Son Haberler

Yapılan sempozyumlarda genel olarak yetişkin obezitesinden çok - obezite artık çok küçük yaşlarda başladığı için - okul çocuklarındaki obezitenin nedenleri ve çözümler tartışılmıştır.


Çocukluk çağı obezitesi yetişkinden daha önemli.

Yapılan sempozyumlarda genel olarak yetişkin obezitesinden çok - obezite artık çok küçük yaşlarda başladığı için - okul çocuklarındaki obezitenin nedenleri ve çözümler tartışılmıştır. Özellikle ABD’de 62 yıldır uygulanan okul öğle yemeği programları çocukların yeterli besin almaları ve sağlıklı bir çocukluk dönemi geçirip, ideal kilolarda olmaları için uygulanıyor. Maalesef ülkemizde tüm okullar için geçerli olan ve diyetisyen gözetiminde uygulanan programlar yok. ABD uygulamalarına baktığımızda öğle yemekleri sebze ve meyve ağırlıklı olmak üzere, tam tahıl ürünleri ve düşük yağlı süt ürünlerinden oluşuyor. Klasik Amerikan fast foodları ise düşük yağlı ve düşük kalorili olarak yeniden düzenlenerek servis ediliyor

Demir, A vitamini ve iyot, dünya genelinde eksikliği en çok görülen mikro besin öğeleridir.
Demir, A vitamini ve iyot eksikliği tüm dünyada etkisini gösteriyor. Bu üçü içinden en fazla eksikliği görülen ise demirdir. Dünyada 2 milyardan fazla kişi anemik, yaklaşık 2 milyar kişide iyot ve 254 milyon okul öncesi çocukta A vitamini eksikliği görülmektedir. Bunun kontrolü için özellikle besin zenginleştirmelerinin üzerinde duruluyor

Kanser türleri ve beslenme ilişkisi önemsenmeli.
Kanser riskini azaltabilmek için özellikle sebze ağırlıklı beslenmek ve hayvansal ürünleri (özellikle kırmızı et ve tam yağlı süt ürünleri) azaltmak büyük önem taşımaktadır. Taze sebze ve meyveler, içerdikleri biyoaktif bileşenler olan karotenoidler, C vitamini, selenyum, isotiyosiyanatlar, indoller ve fenoller ile kansere karşı koruyucu özellik göstermektedir. Kurubaklagiller ise fito-östrojen kaynaklarıdır ve tam tahıl ürünleri de lifin en iyi kaynakları olarak kansere karşı koruyucu etki göstermektedirler.

2050 yılında neredeyse 50 yaş altı herkes obez olacak.
Yapılan bir sempozyumda Amerika’da her beş çocuktan biri fazla kilolu olduğu ve her yıl 400 bin çocuğun bu sayıya eklenmekte olduğu vurgulanmıştır. Çocuklarda obezitenin artmasına paralel olarak 2050 yılında 50 yaşın altındaki yetişkin popülasyonun obez olacağı tahmin edilmektedir. Bu nedenlerle özellikle çocuklarda beslenme eğitimi verilmeye başlanmasına dikkat çekilmiştir. Ülkemizde bu oran bu kadar yüksek olmasa da eğer tedbir alınmaz ise bizim çocuklarımızda da aynı risk baş gösterecek. Toplumu diyet listelerinden kurtarıp sağlıklı beslenme
me alışkanlıklarını öğretmek üzere acil eğitim programlarına ihtiyacımız var.

Az yağlı süt içmeye çalışın.
Japon erkekler üzerinde yapılan bir çalışmaya göre akşam yemeklerinden sonra az yağlı süt tüketimi kemik mineral yoğunluğunu artırıp osteoporozdan koruyor ve Metabolik Sendrom risk faktörlerini de azaltıyor. Metabolik Sendrom, bel bölgesindeki yağlanmanın artışı, bozulmuş glikoz toleransı, yüksek trigliserid, yüksek kan basıncı ve düşük HDL kolesterolü içermektedir.

Meslek seçimi şişmanlığı etkiliyor.
Sidney Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada farklı meslek gruplarındaki erkek ve kadınların ağırlıkları incelendiğinde en yüksek obezite oranının büro işlerini takip eden erkekler ve kadınlarda olduğu saptanmıştır çünkü özellikle uzun süre oturarak çalışmak zorunda kalan kişilerde fazla kilolu olma riski oldukça yüksektir. Fakat bazı mesleklerde özellikle yöneticiler boş vakitlerini spor yaparak değerlendirip ve daha iyi bir diyet düzeni takip edip bu durumu telafi etmektedir.

Annelerin beslenme alışkanlığı çocuk üzerinde daha etkili.
Japonya’nın Kyoto Üniversitesi’nde yapılan ilginç bir çalışmanın sonucuna göre annelerin, çocuklarının beden kitle indeksleri ve toplam serum kolesterol seviyeleri üzerine babalara göre daha etkili oldukları bulunmuştur. Ve özellikle tuz tüketiminin aileden gelen bir alışkanlık olduğu sonucu ortaya konmuştur.

Düzenli egzersiz yapanların beslenme bilinci ve alışkanlıkları daha iyi.
Yine Japonya’da çocukların sahip oldukları beslenme alışkanlıkları ile spor arasındaki ilişki üzerine araştırma yapılmış ve sonuç olarak haftada birden fazla olarak yapılan düzenli egzersizin sabah kahvaltı etme oranını artırdığı, sağlıklı yemek yeme alışkanlığını geliştirdiğini ve kiloyu dengelemeye direkt etki ettiği bulunmuştur.

Soya tüketimi iyi sonuç veriyor.
Japon kadınların soya tüketimi üzerine yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre; soya içerdiği çoklu doymamış yağ asitlerin yüksekliği, lif, vitamin ve mineral kombinasyonu düşük doymuş yağ içeriği ve isoflavonlar ile özellikle postmenopozal kadınlarda kardiyovasküler riski azalttığı ortaya çıkmıştır.