30 Aralık 2008 Salı

Yemek yemeyi biliyor musunuz?

Yemek sadece karın doyurmak için yenmez. Açlık ve tokluk hissi birçok farklı sistemi etkiler ve birçok bağımsız sebepten de etkilenebilir. Sadece karın doyurmak bu işi en basite indirgemek olur, öyle bile olsa yediğiniz besinlerin besin değeri açısından uyumu ve yeterliliği çok önemlidir. Yemek yemek fizyolojik bir ihtiyaç olduğu kadar sosyal bir olaydır da. Tokluk ve açlık hissini sadece fizyolojik olarak tarif etmek eksik olur çünkü bu iki duygu aynı zamanda psikolojik olarak maskelenebilmekte veya aşırı aktive olabilmektedir.

Hatalı yeme şekilleri

Ayaküstü atıştırmak, aceleye getirmek, iki işin arasına sıkıştırmak televizyon seyrederken, telefonda konuşurken, arabada yemek yemek birçoğumuzun sık sık yaptığı hatalı yeme şekilleridir. Bu şekilde yenilen yemek doygunluk hissi vermez ve dolayısıyla gün sonunda daha fazla yemek yenmiş olmasına sebep olur.
Aynı şekilde arada sırada mutfağa gidip buzdolabının önünde “bir iki lokma bir şeyler yemek”, tencerenin kapağını açıp “yemeğin tadına bakmak” da toplamda yenilen miktarın farkına varılmamasına, her zamankinden çok daha az yenmiş gibi hissedilmesine yol açar. En doğru yemek yeme şekli sofrada oturarak, küçük lokmalar halinde, yavaş yavaş çiğneyerek, tadına vararak ve yemek yediğini hissederek yemektir.
Kalabalık sofralarda ise yemekle birlikte dostların ve sohbetin tadına varmak ihmal edilmemelidir. Ev ziyaretlerinde hanımların çeşit çeşit pasta börek yapma yarışması varmış gibi efor sarf etmeleri de aslında hem kendilerine hem de misafirlerine karşı yapılmış bir hatadır. Yemeğe başlamadan önce tüm çeşitleri ev sahibine sormak ve hangilerinden ne miktarda yiyeceğinize karar vermek iyi bir yoldur.
Yemekli davet, düğün gibi organizasyonlarda masada mönü bulunması benim çok hoşuma gidiyor. Çünkü ana yemeğe göre başlangıç yemeğinden ne kadar yemeliyim, ekmek yemeye gerek var mı veya sevdiğim bir tatlı varsa ana yemekten vazgeçeyim gibi dengelemeler ertesi sabah tartı üzerinde mutsuz olmamı engelliyor.

Çay davetinden mutsuz dönmeyin

Bence ev davetlerinde çay toplantılarında da böyle bir düzen, hem ev sahibi hem de misafir açısından hoş olur. Böylece misafiriniz de mide hacmini ve kalori hakkını bu şekilde ayarlayabilir ve siz de yersiz ısrar etmek zorunda kalmazsınız.
Çay saatinde bir davete katılacaksanız en güzeli hafif bir öğle yemeği yemek ve akşam yemeğini tamamen kaldırmaktır. Akşam eve gittiğinizde 1 kase yoğurt veya 1 meyve ile 10-15 fındık ile yetinebilirsiniz. Eğer sınırları çok aştığınızı düşünüyorsanız o zaman mutlaka ertesi gün kahvaltıdan önce 45-50 dakika tempolu yürüyün kahvaltı ve öğle yemeğini normal yiyip akşam öğününü hafif geçin. Ertesi sabah kendinizi daha iyi hissedeceksiniz ve tartı size daha dost davranacak, emin olun.


Yapılan araştırmalarda zeytinin önemli bir sağlık kaynağı olduğu artık kesinleşmiş bulunuyor. Zeytinin içinde bulunan omega 6 (linoleik asit) tüm yaş grupları için çok önemli. Sağlık örgütleri kalp damar hastalıklarının olduğu toplumlarda düzenli miktarlarda linoleik asitin diyette olması gerektiğini belirtiyorlar. Zeytinin tek faydası içerdiği linoleik asit değildir. Bu faydaların yanı sıra zeytinyağı da önemli bir besin öğesidir. Çünkü zeytinyağı katı yağların aksine kandaki kolesterol oranını kontrol altında tutar. Zeytinyağı kalp damar hastalığının gelişmesini önleyici özellikleri ile LDL adı verilen kötü kolesterolü düşürürken, HDL adı verilen iyi kolesterolün seviyesini yükseltir. Sahur ve iftar sofralarınızda 4- 5 adet zeytinin 1 tatlı kaşığı yağa eşit olduğunu bilerek tüketmeniz yağ alımınızı ayarlamada yardımcı olacaktır. Ayrıca içindeki tuz da yoğun olduğu için tuzu azaltılmış veya tuzsuz zeytinler tüketmek sahur ve iftardan sonra çok susamanızı engelleyecektir. İçerdiği tuz sebebiyle yüksek tansiyonu olanların tüketim miktarlarına özen göstermesi gerekir.

ÖNERİLER
4- 5 tane zeytin 1 tatlı kaşığı yağa eşittir.
Sebze yemeklerinde 1 kg sebze için 2 çorba kaşığı zeytinyağı kullanın.
Salatalarınıza koyacağınız yağ miktarını ise 1 tatlı kaşığı zeytinyağı ile sınırlandırın, salatalarınıza yağ yerine zeytin de ilave edebilirsiniz.

Çocuklarda kilo sorunu

“Çocuğum için doğru vücut ağırlığı nedir?” ebeveynlerin en sık sorduğu sorudur. Basit bir soru gibi görünür ancak cevabı her zaman basit değildir. İnsanların farklı vücut tipleri vardır, bu nedenle herkes için doğru olan tek bir ağırlık yoktur. Aynı boyda ve yaşta olan çocuklar arasında bazıları diğerlerinden daha kaslı veya gelişmiş olabilir. Bunun nedeni bütün çocukların vücutlarının aynı tip olmaması veya aynı zamanda gelişmemeleridir. Çocukların boylarına göre doğru bir kilo aralığında olup olmadığını bulmak mümkündür ancak biraz çaba gerektirir.

Büyüme ve ergenlik çağı
Herkes aynı hızla büyüyüp gelişmez. Ergenlik sırasında vücut, kızlarda göğüs gelişimi, erkeklerde testislerin büyümesi ve hem kızlarda hem de erkeklerde boyun uzaması ve vücut ağırlığının artması gibi fiziksel değişikliklere yol açan hormonlar salgılamaya başlar. Bu değişimler başladığı zaman birkaç yıl devam eder. Ortalama bir insan ergenlik sırasında yetişkinlik boyuna erişmeden önce 25 cm’ye kadar uzayabilir. Çocukların çoğu bu süreçte vücutlarındaki kas, kemik ve yağ miktarları değiştiğinden dolayı ani bir şekilde kilo alabilirler. Vücuttaki yağ, kas ve kemik oranları doğru olduğu sürece bu kilo alımı tamamen normaldir.
Bazı çocuklar 8 yaş kadar erken bir yaşta gelişmeye başlarken bazıları 14 yaşında gelişmeye başlar. Aynı cinsiyet, boy ve yaştaki iki çocuğun çok farklı vücut ağırlıkları olması bu yüzden normal olabilir. Çocukların aniden daha ağır veya uzun hissetmeye alışmaları garip olabilir. Bu nedenle bir çocuğun ergenliği sırasında vücut ağırlığı konusunda sıkılgan olması normaldir. Eğer çocuğunuzun çok fazla kilo aldığını veya çok zayıf olduğunu düşünüyorsanız, beslenme alışkanlığı hakkında endişeleriniz varsa, mutlaka beslenme uzmanı ile görüşün, çocuğunuzun gerçekten kilo sorunu olup olmadığını öğrenin. Sizin aile geçmişinizin (çocuğunuzda kalıtsal olarak daha uzun, daha kısa veya geç gelişir olmasını sağlayacak özellikler olup olmadığını anlamak için) yanı sıra çocuğunuzun doğum ağırlığı ve büyüme sürecinin de önemli olduğunu unutmayın. Çocuğun fiziksel aktivite seviyesi ve yeme alışkanlıklarını da detaylı yazarak gitmenizde fayda var.
Eğer çocuğunuzun kilosu sağlıklı aralıkta değilse sakın sıkı bir programa veya diyete yönlendirmeyi düşünmeyin. Beslenme uzmanı ve egzersiz desteği ile belirlenen bir planı takip edin. Çocuklar ve ergenler için moda olan diyetleri uygulamak veya kendini aç bırakmak büyümeyi ve cinsel gelişimi yavaşlatır ve kilo verimi genelde kalıcı olmaz sağlık açısından daha büyük riskler doğurabilir.

Zayıflıktan endişeleniyorsa
Peki ya çocuğunuz çok zayıf olduğu için endişeleniyorsa?
Yaşıtlarından daha düşük vücut ağırlığına sahip çocukların çoğu aslında gayet iyi ve normal olabilir. Ergenlikten yetişkinliğe farklı bir zamanda geçiyor olabilirler ve vücutları farklı bir hızda büyüyor ve değişiyor olabilir. Az kilolu ergenlerin çoğu, ilerleyen senelerde ergenlikten çıkarken diğerlerine yetişebilirler. Bazı durumlarda çocuklar ve ergenler tedavi gerektiren bir sağlık sorunu nedeniyle az kilolu olabilirler. Eğer çocuğunuz sıklıkla yorgun veya hasta hissediyorsa veya bir-iki haftadan uzun süren öksürük, karın ağrısı, ishal veya başka şikayetler gibi belirtileri varsa doktorunuzla konuşun. Bazı çocuk ve ergenler dikkat gerektiren anoreksiya veya bulimia gibi yeme bozuklukları nedeni ile az kilolu olabilirler.

Genlerin rolü
Kalıtım bir insanın vücut şekli ve ağırlığında rol oynar. Bazı ailelerin genel olarak vücutlarındaki yağ dağılımı farklıdır veya farklı vücut kompozis-yonları vardır. Ancak genler kader değildir, çocuklar doğru yiyerek ve aktif olarak sağlıklı bir kiloya ulaşabilir ve bunu koruyabilirler.
Genler aile üyelerinin paylaştığı tek şey olmayabilir. Sağlıksız yeme alışkanlıklarının da geçirildiği doğrudur. Aynı evde yaşayan kişilerin yeme ve egzersiz alışkanlıkları muhtemelen bir kişinin fazla kilolu olma riski taşımasında genlerden daha fazla etkilidir.
Eğer aileniz çok fazla yağlı yemekler veya atıştırmalıklar yiyorsa çocuklarınızın da aynısını yapma eğiliminde olabilirler. İyi haber şu ki bu alışkanlıklar iyi yönde değiştirilebilirler. Yürüyüş gibi basit egzersizlerin bile sağlığa büyük faydaları vardır.
Önemli olan tartıdaki bir sayı değil, çocukların içte ve dışta sağlıklı olduklarından emin olmak

29 Aralık 2008 Pazartesi

Taylan Kümeli İştahı kesen yiyecekler

Diyet yapmanın en zor yanı, sevdiğiniz pek çok yiyecekten vazgeçmek zorunda kalıp, üstüne bir de iştahınızla baş etmek zorunda kalmanız.

Özellikle iştah kapatıcı etkisi olduğu kanıtlanan özel besinleri rejim yapmadan zayıflamak için denemenizi öneriyoruz.

Bu besinlerin vücut üzerindeki etkileri, içeriklerindeki bazı maddeler ve görevleri şöyle sıralanıyor:

Karbonhidratlar: Kepek, buğday gibi tahıl ürünlerinde, sebze ve meyvelerde bulunur. İçeriğindeki lifler, sindirim sistemini harekete geçirir. Özellikle kompleks karbonhidratlar insanı tok tutar.

Triptofan: Vücutta serotonin oluşmasında ve hücrelere taşınmasında önemli bir görev alır. Serotonin de iştah hissini azaltır. Özellikle muz, avokado, yulaf ve peynirde bulunur.

Krom: Vücuttaki insülin dengesini korur. Kan şekerinin düşmesi açlığa yol açar. Krom ihtiyacınızı karşılamak için fındık, ceviz gibi kabuklu yemişler, brokoli ve tahıl ürünleri yiyebilirsiniz.

Albümin: Can sıkıntısını giderir ve iştahı kapatır. Bu protein, triptofan oluşturarak beyne taşır ve serotonin üretimini artırır. Bezelye, fıstık ve fasulyede bulunur.

Fruktoz: Meyvelerden elde edilen doğal şekerdir. Kan şekeri dengesini kesinlikle etkilemez. Ayrıca yemek sonrası tatlı ihtiyacı duymanızı engeller. Çilek ve bal, fruktozun ana kaynağıdır.

İyot: Tiroit hormonlarının yapımı için gereklidir. Açlık duygusunun gelişmesini engeller. Balık, iyotlu tuz ve soğan, iyot açısından oldukça zengindir.

İştah kapatan öneriler

Diyet yapmanın en zor tarafı, sevdiğimiz bir çok yiyecekten vazgeçmek zorunda kaldığımız gibi üstüne bir de iştahımızla baş etmek zorunda kalmamız. Bu gibi durumlar için iştah kesen besinleri bilmemiz gerekiyor...

1. Karnabaharı ve brokoliyi hafifçe haşlayarak yoğurt ile tatlandırın. Bu karışım lif bakımından zengin olduğu için sizi uzun süre tok tutar.

2. Salatalığı iyice yıkayın ve kabukları ile birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Bu sebzenin kalorisi yok denilecek kadar az ve oldukça tok tutucudur.

3. Tatlı olarak 250 gr. mor eriği biraz tarçın ile haşlayın. Bu meyve früktoz açısından oldukça zengin olmakla birlikte tatlı ihtiyacınızı da karşılayacaktır.

4. Albümin iştahı kapatır. Bir porsiyon yeşil fasulyeyi 20 dakika suda haşlayıp sirke, karabiber ve biraz tuz ile tatlandırın. İsterseniz yağsız krema da katabilirsiniz.

5. 200 gr. ananası incecik doğrayın ve süzgeçten geçirin. İçine 100 gr. kefir ve taze nane ekleyin. Ananasın içindeki enzimler, protein sindirimini hızlandırdığı için oldukça doyurucudur. Ayrıca selülit oluşumunu da önler.

6. Kendinize yeşil salata, uskumru ya da ton balığı, kivi ve portakaldan oluşan bir ziyafet hazırlayın. Balığın içeriğindeki İyot, tiroit bezinin işlevlerini hızlandırdığı için açlık hissi giderilir.

7. Öğünler arasında acıktığınız zaman kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini önler. Ancak fazla abartmayın. Çünkü bir kuru erikte 8 kalori var.

8. Haftada iki yumurta yiyin. Çünkü yumurtada bol miktarda triptofan var. Bu da neşenizin yerine gelmesini sağlar.

9. 1 demet maydanozu blenderden geçirerek sebze suyu ile karıştırın. Bir-iki damla acı biber sosu ilave edin ve bunu bir güzel için. Bu içeceğin içindeki C vitamini ve bitkisel maddeler yağ yıkımını kolaylaştırır.

10. Kırmızı elmayı ince dilimler halinde keserek 1 çay kaşığı kıyılmış ceviz ve yarım çay kaşığı yonca balı ile karıştırın. Bu karışımın içeriğindeki değerli lifler hem doyurucu hem de bağırsakları çalıştırıcı etki gösterir.

11. Yağsız kaşarı ince ince dilimleyerek siyah zeytinle süsleyin. Üzerine 1 yemek kaşığı sirke dökün. Bu, birkaç saat için açlığınızı giderecektir.

12. Karaciğerlerinizi çalıştırmak için 10 adet enginar kökünü, içine 1 doğranmış soğan, karabiber tanesi ve yarım limon katılmış su ile haşlayın. Daha sonra 1 çay kaşığı bal, iki sap kekik ve biraz limon suyunu kaynatın. Enginar köklerini süzerek hazırlamış olduğunuz karışımın içinde biraz pişirerek çıkarın.

13. Bol bol böğürtlen yiyin. Böğürtlen sizi hem neşelendirir, hem de tok tutar. Kan şekerinizin yükseleceğinden korkmayın. Çünkü böğürtlenin içindeki doğal şekerler kan şekerini hiçbir şekilde etkilemez.

14. Kahvaltıda armut yiyin. Armudu rendeleyin ve yulafa katın. Bu karışıma biraz da yoğurt ilave edin. Armudun içindeki früktoz uzun süre açlık hissetmemenizi sağlar.

15. Günü canlı geçirmek için kendinize yulaf ezmesi hazırlayarak içine kuru meyveler katın. Bu, karbonhidrat ihtiyacınızı karşılayacaktır.

16. Kendinize portakal ve 50 gr. ıspanak yaprağı ile bir salata hazırlayın. Salatayı 50 gr. yağsız yoğurt, bir tutam tuz ve karabiberle yaptığınız bir sosla tatlandırın. Hem enfeksiyonlara karşı korunun hem de midenizi doyurun.

17. Meyve suyunun içine katacağınız soda, magnezyum ihtiyacınızı karşılayarak açlığınızı giderecektir.

18. Bezelyenin içeriğinde de bulunan albümin, iştahınızı kapatmak için iyi bir besindir. Bu sebeble sık sık bezelye çorbası için.

28 Aralık 2008 Pazar

En pratik 25 diyet kuralı

Diyet yaparken dikkat edilmesi gereken o kadar çok ayrıntı var ki; bu çokluk gözünü korkutup, kilo vermelerini zorlaştırıyor olabilir. Oysa kolay ve küçük değişikliklerle söz konusu ayrıntıları uygulamak oldukça kolay, işte size uzmanlardan ve ünlü isimlerden diyet yaparken hızlı kilo vermenizi sağlayacak 25 ipucu...

1) FINDIK ORANINA DiKKAT

Fındığın yararları saymakla bitmiyor! Tam bir kalori tuzağı olsa da, aslında diyet sırasında metabolizmaya oldukça yardım ediyor. Ancak doğru oranda tüketildiği takdirde... Fındığın içeriğindeki iyi huylu yağlar, yağ yakan genlerin çalışmasını hızlandırırken, diğer yandan yağ depolayan genlerin de çalışmasını yavaşlatıyor.

2) KARBONHİDRATLARLA YAĞLI GIDALARI KARIŞTIRMAYIN

Why Do You Overeat (Neden Aşırı Yiyorsunuz) kitabının yazarı Zoe Harcombe; yağlı gıdalar ile karbonhidratların aynı öğünde tüketilmemesi gerektiğinin altını ısrarla çiziyor. "Vücudunuza enerji sağlayan ve en kolay tüketilen besin karbonhidratlardır. Vücut hemen bu besin ile enerji ihtiyacını karşılar ama ne yazık ki bir kısmını da aynı öğünde yiyeceğiniz yağlı gıdaların yağını depolamak için de saklar" diyen doktor, bu ayrıntıya çok dikkat etmemiz gerektiğini de vurguluyor.

3) ALTERNATİF EGZERSİZLER YARATIN

Kadınların favori egzersizlerinden biri hiç şüphesiz kardiyo... Genellikle de yarım saatlik bir yürüyüşün ardından yapılan beş, on dakikalık ağırlık çalışmasının da yeterli olduğu varsayılıyor. Evet; bu şekilde kalp atışlarınızın dengelendiği ve metabolizmanızın hızlandığı doğru. Ancak bu bir rutine dönüşmemeli ve başka egzersizleri de denemelisiniz. Örneğin bir saat bisiklete binmek ya da yüzmek gibi...

4) KAHVALTINIZI KRALLAR GİBİ YAPIN

Yapılan bir araştırmaya göre kahvaltıyı es geçenler, geçmeyenlere oranla daha kilolu. Çünkü iyi bir kahvaltı metabolizmamızın hızlı bir şekilde çalışmasını sağlıyor ve kahvaltıda tükettiklerimiz bizi tok tutuyor. Ayrıca gün içerisinde sarf edilen enerji ile de yenileni yakma şansına da sahibiz.

5) EGZERSİZ ZAMANLARINI DOĞRU SEÇİN

Regl olmadan önceki iki hafta boyunca yapacağınız her egzersiz daha fazla yağ yakmanızı sağlar. Çünkü bu dönemde metabolizmanız yüzde 8 oranında daha hızlı çalışır.

6) SAKİNLEŞMEYE ÇALIŞIN

Kötü bir günün sonunda; eve stresli ya da mutsuz dönüldüğünde metabolizma tatlı besinler tüketilmesi için adeta beyne özel sinyaller gönderiyor. Zira stres, kortizolun hormonunun aşırı üretimine neden oluyor ve bu hormon da tatlı besinler tüketme isteğimizi körüklüyor. Bu gibi durumlarda tatlı tüketmek yerine spor yapmayı tercih edenler de var. Ancak ne yazık ki egzersiz yapmak kortizol seviyesini daha da artırıyor. Bu yüzden egzersizle birlikte yoga gibi ruhu dinlendiren sporlara yönelmeyi de ihmal etmemelisiniz.

7) PROTEiN TÜKETİN

Ünlü modellerle diyet üzerine yapılan olan röportajların hepsinde birçok kişi bol bol protein tükettiğini dile getiriyor. Çünkü protein vücuttaki ince kasların oluşumunu hızlandırıyor, bu kaslar da kalori yakınımı tetiklivor ve yağ biriktiren hücreleri enerjileriyle savaşa çağırıyor. Bu yüzden gün içinde içerisinde protein içeren içecekler tüketmeye özen göstermelisiniz.

8) ZAYIF ARKADAŞLARINIZ OLSUN

Bu kulağa pek de hoş gelmeyebilir fakat uzmanlar kilo vermek için çok yardımcı olduğu konusunda ısrarcılar. Zira diyet yaparken zayıf kişilerle zaman geçirdiğinizde ister istemez yağlı yiyecekler tüketmek zorunda da kalmıyorsunuz. Yapılan sosyolojik araştırmalara göre arkadaşlarınızın yeme içme alışkanlıkları da kişiyi bütünüyle etkiliyor. Bunu bir tür etki tepki olarak da düşünmeniz mümkün...

9) BOL BOL AĞIRLIK KALDIRIN

Evet; spor salonlarında ağırlık kaldıran kadınlara tanıklık ediyoruz ama nedense bu ağırlıklar oldukça hafif oluyor, dolayısıyla da vücutta herhangi bir değişikliğe de neden olmuyor. Eğer vücudunuzun biraz daha kaslı görünmesini istiyorsanız, ağırlığı artırın. Bu şekilde vücudunuzun yağ yaktığını ve metabolizmanızın daha hızlı çalıştığını da unutmayın.

10) İLK SİPARİŞİ SİZ VERİN

Arkadaşlarının düşünceleri, diyet yapan kişiyi hem olumlu hem de olumsuz etkileyebiliyor. Bu yüzden diyet yaparken eğer dışarıda yemek yiyecekseniz ilk siz sipariş siz verin, böylece diyet yapmayan arkadaşlarınızın siparişlerinden etkilenmemiş olursunuz.


11) HİNDİSTAN CEVİZİNİ DENEYİN

Düzenli bir şekilde spor yapıyor ve sağlıklı besleniyorsanız yağ tüketimi için Hindistan cevizi yağına ya da Omega-3'e başvurabilirsiniz. Bu besinler ile vücudunuz daha fazla yağ yakma şansına sahip olur. Ayrıca doktorlar Hindistan cevizinin kilo vermeye yardımcı olduğunu ve metabolizmayı hızlandırdığı da dile getiriyorlar.

12) ÖĞÜNLERİNİZİ DENGELEYİN

Yapılan araştırmalara göre her gün aynı miktarda kalori alırsanız, kendinizi daha iyi hissediyor ve yemek yerken pişman olmuyorsunuz. Bazı kişiler bir gün aç kalmayı tercih ederken, ertesi gün yüksek miktarda kalorili yiyecekler tüketiyorlar. Bu da ne yazık ki açlık sınırında sorunlar yaşatıyor. Daha hızlı bir şekilde doymak için öğünlerinizi dengelemeyi unutmayın.

13) DİYET İÇECEKLERDEN VAZGEÇİN

Kısa vadede her ne kadar kalori almanızı engelleseler de diyet içecekler, uzun süre tüketildiği zaman kilo almanıza neden olabiliyorlar. Çünkü şeker, beyninizi yakılması gereken kaloriler olduğuna dair uyarıyor. Ne zaman ki şekerli içecekler tüketmekten vazgeçiyorsanız, beyin de artık uyarılamıyor. Bu yüzden siz farkında olmadan daha fazla yemek tüketiyorsunuz.

14) DÜŞÜNCE YAPINIZI DEĞİŞTİRİN

Diyet yaparken psikolojiniz ve düşünce yapınız çok önemli. Çok kilo aldığınız zaman moraliniz bozuk olduğundan metabolizmanız harekete geçiyor ve sizi tatlı tüketmeye teşvik ediyor. Oysa kendinize güvenirsiniz daha hızlı kilo veriyorsunuz. Bu nedenle kilolu bir kişinin estetik olmadığı düşüncesinden de kesinlikle vazgeçmeniz gerekiyor.

15) DÜZENLİ UYUYUN

Uykusuzluk metabolizmanızı kötü yönde etkilerken, iştahınızı artırıyor ve 'doydum' mesajını veren hormonlarınızın azalmasına neden oluyor. Araştırmalara göre her gün altı saatten az uyuyanların yüzde 27 oranında obez olma ihtimali bulunuyor.


16) TABAĞINIZDAKİLERİN HEPSİNİ YEMEYİN

Heroes'ın starlarından Hayden Panettiere, bir röportajında tabağındaki yiyeceklerin sadece dörtte birini tükettiğini, ardından da yirmi dakika mola verdiğini dile getiriyor. Diyet Uzmanı Dr. lan Campbell; "Beyninizin doyduğunuzu algılaması yirmi dakika sürüyor. Bu yüzden öğünler arası molalar vermek son derece mantıklı bir hareket olur" diyerek öğünler ve hatta yemek arasında mola vermeniz gerektiğini dile getiriyor.

17) BOL SU İÇİN

Her doktor suyun diyet için olmazsa olmazı olduğunu belirtse de ne yazık ki bazı kadınlar suyun şişkinlik yaptığını düşürdükleri için bundan kaçınıyorlar. Oysa su olmadan böbrekleriniz çalışmıyor ve yardıma karaciğerlerinizi çağırıyor. Oysa karaciğer, yağ yakımında böbrekler kadar etkili değil. Hatta yağı vücutta depolamakta... Bu da kilo almanız için güçlü bir neden.

18) SLOGANLARA DİKKAT EDİN

Marketlerde satılan gıdalar ile içeceklerin paketleri, müşterileri etkilemek üzere hazırlanıyor. 'Katkısız besinler’, ‘Tuz seviyesi düşük' ya da 'Az yağlı' gibi sloganlar sizi satın almaya teşvik etmek için özellikle yazılıyor. Bu tuzağa düşmemelisiniz! İçeriklerini mutlaka dikkatle incelemeli ve diyetinize uygun olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

19) SÜTTEN HİÇBİR ZAMAN VAZGEÇMEYİN

Süt ürünlerindeki kalsiyum, vücudunuzdaki yağın donmasını sağlıyor. Böylece kilo almanız yavaşlıyor. Bu yüzden günde iki kez yağ oranı düşük süt ve süt ürünleri tüketmeniz çok önemli.

20) DİKKATLİ ÇİĞNEYİN

Genelde yumuşak yiyeceklerin tüketilmesinin daha sağlıklı olduğu düşünülür, oysa tam tersi diyet yaparken çiğnenmesi zor olan yiyecekleri tüketmelisiniz. Örneğin köfte yerine bifteği ya da muz yerine elmayı tercih etmelisiniz. Çünkü sert yiyecekleri tüketirken enerji harcıyorsunuz, bu da daha çabuk doymanızı sağlıyor.


21) YEMEK ÖNCESİ SİRKE İÇİN

Pek de iştah açıcı gelmeyebilir fakat sirkenin diyet için yararları oldukça fazla. En büyük yararlarından biri ise açlık hissini azaltması. Heidi Klum ve Cindy Crawford sirkeyi yanlarından ayırmıyorlar. Böylelikle de yediklerini kısa sürede yakma şansına sahip oluyorlar.

22) YİYECEKLERLE ARKADAŞLIK KURUN

Düzenli bir beslenme alışkanlığı geliştirmek için, yiyecekleri sevdiklerinize ve sevmediklerinize göre ayırmak yerine onlarla arkadaş olmaya çalışmalısınız. Aç kalmak yerine günlük besin ihtiyaçlarınızı gidererek kilo almadan da yaşayabilirsiniz.

23) YEDİKLERİNİZİ UNUTMAYIN

Gün boyu yediklerimizi unuttuğumuz için dengesiz bir şekilde besleniyoruz. En son araştırmalardan birine katılan on kadın, 24 saat boyu izlenmiş ve her gün hesapladıklarından yaklaşık 300 kalori daha fazla tükettikleri ortaya çıkmış. Daha sağlıklı bir diyet için kendinize günlük tutabilirsiniz. Her öğünden sonra bir deftere yediklerinizi ve kalorilerini yazarak kendinize bir akıl defteri tutabilirsiniz.

24) GREYFURT KOKLAYIN

Seksi vücuduyla dikkat çeken Jennifer Lopez'in diyetisyeni Richard Giorla; greyfurt yağının kokusunun zayıflamaya faydası olduğunu söylüyor. Yağın içerisindeki aroma böbreğinizdeki enzimleri etkiliyor ve yağların parçalanmasını sağlayan sinirlerin harekete geçmesini sağlıyor ve vücudunuzdaki yağ oranı azalıyor.

25) KENDİNİZİ OYALAYIN

Genellikle boş kaldığınızda gereksiz yere abur cubur tüketiyorsunuz. Böyle durumlarda kendinizi oyalamanızda fayda var. Özellikle de ellerinizi... Telefon açabilir, yazı yazabilir, oje sürebilir ya da arkadaşlarınızla sohbet ederek elinizi yemeklerden uzak tutabilirsiniz.

Yemeklerin kalorisini düşürmek için ipuçları

• Teflonlu, yapışmayan pişirme kapları kullanın. Böylece etleri hiç yağ kullanmadan veya çok az miktarda yağla pişirebilirsiniz. Pişirmeye düşük ısıda başlayıp yavaş yavaş artırmak yapışmayı önler.

Yağsız bir çorba için...
Çorbaları, sosları, sulu yemekleri yaptıktan sonra, servis öncesi buzdolabında soğutun. Çıkarıp üzerindeki donmuş yağ tabakasını atın ve fazla kalorilerden arınmış bir şekilde ısıtıp servis yapın.

• Etlerin üzerinde görünen bütün yağları ayıklayın. Tavuğun ve diğer kümes hayvanlarının derilerini ayıklayın. Kıymayı en yağsız etten çektirin. Yağ oranı yüzde 5-10'u geçmesin.

• Suya veya meyvenin kendi suyuna konserve edilmiş besinleri kullanın. Ton balığı ve diğer balıkların, yağ ile konserve edilmişlerini değil, su ile konserve edilmişlerini tercin edin. Bunlar zaten light veya diyet şeklinde etiketlenmişlerdir. Meyve konservelerinde ise kendi suyuna konserve edilenleri, şuruplulara tercih edin.

Şekeri kesin...
Kurabiye veya tatlı tariflerindeki şeker miktarını üçte bir oranında azaltın. Yerine doğranmış meyve, tarçın veya vanilya koyun.

Lezzetli sosların kalorisini düşürün...
Yemeklerde ve salatalarda kullanacağınız soslar ve bu sosların lezzetini artırmak için yüksek kalori içeren mayonez, krema ve yağlar yerine; sirke, hardal, baharatlar, otlar ya da domates suyu kullanın. Sosların kıvamını, un yerine mısır nişastası ile artırın. Çorbalarda ise sebzeleri pişirip püre haline getirerek kıvamı artırabilirsiniz.






Yağsız ve az yağlı ürünler...
Süt, yoğurt ve peynir ve mayonezde yağ oranı düşük ürünleri tercih edin. Yumurtanın beyazını tercih edin 1 yumurta sarısı yerine 2 yumurtanın beyazını kullanın.

Baharatla tatlandırın...
Yüksek kalori içeren unlu, tereyağlı soslar yerine baharat ve otları kullanarak çok lezzetli yemekler yapabilirsiniz. Sarımsak, fesleğen, kekik ve biberiye, yağ olmadan da yemeğin tadını ve kokusunu güzelleştirirler.

İnce dilimleyin...
Sandviç hazırlarken içine koyacağınız peyniri ve eti ince dilimleyip, bol bol marul, domates, salatalık gibi sebzeler ile lezzet ve besin değeri açısından zenginleştirin. Ekmeğinizi de ince dilimlemeyi unutmayın.

Sebzeler için...
Limon suyu veya fesleğenle karıştırılmış az yağlı yoğurtla hazırlanan sos, porsiyon başına sadece 10 kalori içerir. Salsa gibi sebze sosları da hem çok lezzetli hem de çok düşük kalorilidir. Karnabahar, brokoli gibi sebzelerde bol yağlı peynirler yerine bu sosları kullanın.

İtalyan usulü...
Haşlanmış veya buharda pişirilmiş sebzeleri makarnayla ve az yağlı rendelenmiş peynirle karıştırarak, çabucak düşük kalorili ve sağlıklı bir öğün hazırlanabilir.

27 Aralık 2008 Cumartesi

Madonna'nın Formda Kalma Kuralları

Madonna'nın Formda Kalma Kuralları Yazdır E-posta
50 yaşında hala atletik fiziğiyle dikkat çeken Madonna formda kalmak için hangi kuralları uyguluyor? 50 yaşına gelmesine rağmen atletik fiziğiyle dikkat çeken ünlü pop yıldızı Madonna'nın formda kalmak için uyguladığı kuralları, İngiliz Sun gazetesi yayımladı.

1.5 - 3 LİTRE SU İÇMEK ŞART

Madonna gibi olmak için günde bir buçuk litre ila üç litre arasında su içilmesi gerekiyor. Alkol, sos hatta soslu salata bile Madonna'nın mönüsüne asla girmiyor. Ünlü şarkıcı baharatlardan, yağdan ve "şarküteri ürünleri"nden de mümkün olduğu kadar uzak duruyor. Madonna çoğunlukla sebze ve "sade" salata yiyerek öğünlerini geçiriyor. Sanatçı, bu beslenme tarzını sıkı bir spor programıyla dengeleyerek kilo almasını engellemeye çalışıyor.